İstanbul

Kuleli Camii

Kuleli Camii, İstanbul'un Çengelköy sahilinde bulunan, 18. yüzyılda Kaymak Mustafa Paşa tarafından yaptırılan ve beş kubbeli iç mimarisiyle tanınan tarihî bir Boğaz camisidir.
İstanbul Rehberi
Kuleli Camii, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Çengelköy ile Vaniköy arasındaki Kuleli sahilinde bulunan tarihî bir Osmanlı camisidir. Kaymak Mustafa Paşa Camii ve Kuleli Bahçe Mescidi adlarıyla da bilinen yapı, 18. yüzyılın ilk çeyreğinde Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Sultan II. Mahmud döneminde 1837-1838 yıllarında yeniden inşa edilen cami, kıyıdaki konumu ve beş kubbeli iç mimarisiyle dikkat çeker. Günümüzde ibadet amacıyla kullanılmaktadır.

Kuleli Askerî Lisesi'nin tarihî binasının yakınında, doğrudan Boğaz kıyısında bulunan cami, kiremit çatısı ve tek minaresiyle çevresindeki yapılardan ayrılır. Dışarıdan bakıldığında ahşap çatılı sade bir kıyı camisi gibi görünmesine rağmen içeride farklı bir kubbe düzenine sahip olması, yapının en dikkat çekici özelliğidir.


Kuleli Camii Tarihi

Kuleli Camii'nin geçmişi, Sultan III. Ahmed döneminde Kaymak Mustafa Paşa tarafından yaptırılan bir mescide uzanır. İlk inşa yılı bazı kaynaklarda 1720 olarak belirtilirken, yapının yakınındaki eski çeşmenin 1724-1725 tarihli kitabesi de ilk kuruluş döneminin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Bu nedenle kesin bir yapım yılı yerine 18. yüzyılın ilk çeyreği daha güvenilir bir tarihlendirmedir.

Caminin banisi Kaymak Mustafa Paşa, Osmanlı donanmasının başında Kaptan-ı Derya olarak görev yapmış ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın damadı olmuştur. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın torunu olan Kaymak Mustafa Paşa, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı sırasında hayatını kaybetmiştir.

İlk yapı mescit olarak kullanılıyordu. 1749-1750 yıllarında Hattat Hasan Efendi tarafından minber eklenmesiyle cuma namazı kılınabilen bir camiye dönüştürüldüğü tarihî kaynaklarda belirtilmektedir.

1837-1838 yıllarında Sultan II. Mahmud tarafından yeniden yaptırılan cami, bugünkü mimari karakterinin önemli bölümünü bu dönemde kazandı. Çalışmalar sırasında son cemaat yeri ve padişahın kullanımına ayrılan hünkâr bölümü eklendi.

Bu yenileme, Kuleli çevresinin askerî amaçlarla düzenlendiği döneme rastlar. Yakınındaki kışla yapıları ve askerî yerleşim, caminin bulunduğu kıyının kullanımını da etkiledi.

Cami, 19. ve 20. yüzyıllarda çeşitli onarımlar geçirdi. 1895, 1957 ve 1972 yıllarında gerçekleştirilen müdahalelerin ardından 1990'lı yıllarda da yenileme çalışmaları yapıldı. Bu süreçte son cemaat yerinin üst bölümü kadınlar mahfili olarak düzenlendi.

2018 yılında başlatılan son kapsamlı restorasyon çalışmaları 2020 yılında tamamlandı. Yapı, tarihî ibadet işlevini sürdürmektedir.


Kuleli Camii Mimari Özellikleri

Kuleli Camii, kâgir ana ibadet mekânı, ahşap son cemaat yeri ve tek minaresiyle Boğaz kıyısındaki Osmanlı camilerinin dikkat çekici örneklerinden biridir. İlk mimarının kimliği kesin olarak bilinmemektedir.

Yapı, bodrum katı üzerinde yükselen fevkani bir düzenle inşa edilmiştir. Kareye yakın planlı ana ibadet mekânı, dışarıdan geniş bir ahşap çatıyla örtülüdür.

Caminin en ilginç mimari özelliği, iç mekânında ortada bir büyük kubbe ve dört köşede dört küçük kubbe bulunmasıdır. Bu beş kubbeli düzen, dışarıdan doğrudan görülmez. Böylece yapının iç ve dış mimarisi birbirinden farklı bir görünüm oluşturur.

Harim olarak adlandırılan ana ibadet alanı, yuvarlak kemerli yüksek pencerelerle aydınlatılır. Kâgir duvarların köşelerindeki düşey mimari elemanlar ve pencereler arasındaki kemerler, dış cepheye hareket kazandırır.

Kesme taştan yapılmış tek şerefeli minare, caminin kara tarafındaki köşesinde yükselir. Minare, kiremit çatılı ana yapıdan daha yüksek olması nedeniyle denizden kolayca fark edilir.

İç mekânda ahşap kadınlar mahfili, mihrap ve minber öne çıkar. Mihraptaki üç boyutlu kandil tasviri, yapının dikkat çekici dekoratif ayrıntılarından biridir.

Caminin yanında, geçmişte görevli konutu olarak kullanılan iki katlı bir yapı da bulunur. Deniz cephesindeki rıhtım ve kıyı yerleşimi, caminin Boğaz'la doğrudan ilişkisini gösterir.


Kuleli Camii Neden Kaymak Mustafa Paşa Camii Olarak Bilinir?

Kuleli Camii'nin tarihî adı, ilk mescidi yaptıran Kaymak Mustafa Paşa'dan gelir. Yapı bu nedenle Kaymak Mustafa Paşa Camii adıyla da anılır.

Kuleli Bahçe Mescidi ve Kuleli Ocağı Mescidi isimleri ise bulunduğu bölgenin tarihî kullanımına dayanır. Osmanlı döneminde Kuleli çevresi bahçeler, kıyı yapıları ve daha sonra askerî tesislerle ilişkilendirilmiştir.

Yapının Sultan II. Mahmud döneminde yeniden inşa edilmesi, ilk banisinin adının unutulmasına neden olmamıştır. Bugün kullanılan Kuleli Camii adı ise doğrudan bulunduğu semtle ilişkilidir.


Kuleli Camii ve Kuleli Askerî Lisesi

Kuleli Camii'nin konumunu önemli kılan özelliklerden biri, Kuleli Askerî Lisesi'nin tarihî yerleşimiyle yakın ilişkisidir.

Caminin ilk yapıldığı dönemde bölgede bugünkü büyük askerî okul binası bulunmuyordu. Sultan II. Mahmud döneminde Kuleli kıyısında askerî yapılar oluşturuldu ve çevrenin kullanım biçimi değişti.

1837-1838 yıllarındaki cami yenilemesi, bu askerî yerleşimin geliştiği dönemle aynı yıllara rastlar. Böylece cami, kıyıdaki mahalle yaşamının yanında askerî çevreyle de ilişkili bir ibadet yapısı haline geldi.

Bugün cami ve Kuleli'nin tarihî askerî okul binası, aynı kıyı kesiminde farklı dönemlere ait Osmanlı mimarisini bir arada gösterir. Ancak cami, askerî okulun içinde bulunan bir ibadet mekânı değildir; kıyıdaki ayrı bir tarihî yapıdır.


Kuleli Camii'nin Beş Kubbesi Neden Dışarıdan Görünmüyor?

Kuleli Camii'nin mimari açıdan en merak uyandıran özelliği, içeride beş kubbe bulunmasına rağmen dışarıdan kiremit çatılı görünmesidir.

Ana ibadet mekânının ortasında bir kubbe, dört köşesinde ise daha küçük dört kubbe bulunur. Bu kubbeler, yapının geniş ahşap çatısının altında kalır.

Bu nedenle denizden veya sahil yolundan bakıldığında kubbeli bir cami yerine, kiremit çatılı ve minareli bir kıyı yapısı görülür.

İç mekânın bu farklı düzeni, Kuleli Camii'ni yalnızca dış cephesine bakılarak anlaşılması güç tarihî ibadet yapılarından biri haline getirir.


Kuleli Camii Ziyarete Açık mı?

Kuleli Camii günümüzde ibadete açıktır. Müze olarak değil, aktif bir ibadet yapısı olarak kullanılmaktadır.

İbadet düzenine ve cami ziyaret kurallarına dikkat edilerek gezilebilir. Namaz saatlerinde cemaatin kullanımına öncelik verilmelidir.

Yapının içindeki beş kubbeli düzeni, mihrap süslemelerini ve ahşap mahfili görmek isteyenler için karadan ziyaret daha uygundur.


Kuleli Camii Yatla Görülebilir mi?

Kuleli Camii, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Üsküdar ilçesinde, Çengelköy ile Vaniköy arasındaki Kuleli sahilinde doğrudan deniz kıyısında bulunur. Bu nedenle Kuleli kıyısını kapsayan yat turlarında dışarıdan görülebilir.

Denizden bakıldığında caminin kiremit çatılı ana yapısı, tek minaresi, ahşap son cemaat bölümü ve kıyıdaki rıhtımı uygun görüş açılarında fark edilir. Özellikle caminin Boğaz kıyısına yakın yerleşimi, denizden daha açık biçimde anlaşılır.

Yakınındaki Kuleli Askerî Lisesi'nin tarihî binası, caminin konumunu belirlemeyi kolaylaştırır. İki yapı birlikte görüldüğünde Kuleli kıyısının askerî ve dinî mimari geçmişi daha iyi anlaşılır.

Kuleli Camii, Çengelköy ve Vaniköy kıyılarını kapsayan İstanbul yat kiralama güzergâhlarında görülebilen tarihî yapılardan biridir. Ancak her tur bu bölgeden geçmediğinden görülmesi seçilen rotaya bağlıdır. Caminin içindeki beş kubbeli düzen ise denizden görülemez.

İstanbul Kiralık Yatlar
Motoryat
Keyfim
  • 19 m
  • 2 Kabin
  • Seyir 15 Kişi
  • 2 Banyo
€ 1.350
/ Gün
Motoryat
Melis K
  • 19 m
  • 4 Kabin
  • Seyir 15 Kişi
  • 4 Banyo
€ 1.250
/ Gün
Motoryat
Boğaz Çocuğu
  • 17 m
  • 2 Kabin
  • Seyir 10 Kişi
  • 2 Banyo
€ 1.500
/ Gün