Dolmabahçe Sarayı, İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde, Boğaz'ın Avrupa yakasında bulunan ve Sultan Abdülmecid tarafından 1843-1856 yılları arasında yaptırılan Osmanlı sarayıdır. Topkapı Sarayı'nın ardından Osmanlı yönetiminin ve hanedan yaşamının önemli merkezlerinden biri olmuş, Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk tarafından da kullanılmıştır. Günümüzde Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze-saray olarak ziyarete açıktır.
Kabataş ile Beşiktaş arasında denize paralel uzanan saray, geniş kıyı cephesi, mermer işçiliği ve denize açılan gösterişli kapılarıyla dikkat çeker. Geleneksel Osmanlı saraylarından farklı mimari anlayışı, özellikle Boğaz'dan bakıldığında belirginleşir.
Dolmabahçe Sarayı Tarihi
Dolmabahçe Sarayı'nın bulunduğu alan, Osmanlı döneminde Beşiktaş sahilindeki koyun doldurulmasıyla kazanılan arazinin bir bölümüdür. Zamanla burada köşkler, kasırlar ve bahçelerden oluşan bir saray yerleşimi meydana gelmiş, bölge Dolmabahçe adıyla anılmaya başlamıştır.
19. yüzyıla gelindiğinde Topkapı Sarayı'nın mekânsal düzeni, değişen devlet protokolü ve temsil anlayışı açısından yetersiz görülmeye başlandı. Sultan Abdülmecid, Osmanlı Devleti'nin yeni yönetim ve temsil ihtiyaçlarını karşılayacak modern bir saray yaptırmaya karar verdi.
İnşasına 1843 yılında başlanan Dolmabahçe Sarayı, 7 Haziran 1856 tarihinde kullanıma açıldı. Sarayın mimari tasarımında Balyan ailesinden Garabet Balyan ve Nigoğos Balyan önemli rol oynadı. Yapı, Osmanlı'nın Batılılaşma sürecini yansıtan en kapsamlı mimari projelerden biri oldu.
Sultan Abdülmecid'in ardından Abdülaziz, V. Murad, II. Abdülhamid, V. Mehmed Reşad ve VI. Mehmed Vahideddin dönemlerinde de kullanılan saray, son Halife Abdülmecid Efendi'ye de ev sahipliği yaptı. Bununla birlikte II. Abdülhamid'in yönetim merkezini Yıldız Sarayı'na taşımasıyla Dolmabahçe'nin devlet yönetimindeki konumu değişti.
Cumhuriyet'in ilanından sonra saray, 1924 yılında millete devredildi. Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında İstanbul ziyaretlerinde Dolmabahçe Sarayı'nı çalışma ve konaklama amacıyla kullandı. Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de burada hayatını kaybetmesi, saraya Cumhuriyet tarihi açısından da ayrı bir önem kazandırdı.
Bir süre Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılan Dolmabahçe Sarayı, 1984 yılında müze-saray olarak ziyarete açıldı. Günümüzde tarihî mekânları, özgün eşyaları ve sanat koleksiyonlarıyla Osmanlı'nın son dönem saray yaşamını yansıtmaktadır.
Dolmabahçe Sarayı Mimari Özellikleri
Dolmabahçe Sarayı'nın mimarisinde Barok, Rokoko ve Neoklasik üsluplar geleneksel Osmanlı saray düzeniyle bir araya getirilmiştir. Batı etkisi özellikle dış cephe süslemelerinde, sütunlarda, pencere düzeninde ve iç mekânların gösterişli dekorasyonunda görülür.
Yaklaşık 14.595 metrekarelik oturum alanına sahip ana yapı, iki normal kat ile bodrum ve musandıra katlarından oluşur. Sarayda 285 oda, 44 salon ve 6 hamam bulunmaktadır.
Sarayın iç düzeni üç ana bölümden meydana gelir. Mabeyn-i Hümâyûn (Selamlık) devlet işlerinin yürütüldüğü ve resmî konukların ağırlandığı bölüm, Harem-i Hümâyûn padişah ve ailesinin özel yaşam alanıdır. İki bölüm arasında bulunan Muayede Salonu ise bayramlaşma törenleri ve önemli devlet merasimleri için tasarlanmıştır.
Muayede Salonu, büyük kubbesi, yüksek tavanı ve görkemli kristal avizesiyle sarayın en dikkat çekici iç mekânlarından biridir. Dekorasyonda Hereke halıları, Baccarat kristalleri, Avrupa porselenleri ve dönemin sanat eserleri kullanılmıştır.
Boğaz'a bakan uzun cephede mermer kaplamalar, düzenli pencere sıraları, kabartmalı süslemeler ve anıtsal deniz kapıları öne çıkar. Sarayın kıyı boyunca uzanan mimari düzeni, yapının denizden bütün olarak algılanmasını sağlar.
Dolmabahçe Sarayı ve Atatürk'ün Son Günleri
Dolmabahçe Sarayı'nın Cumhuriyet tarihindeki en önemli yeri, Mustafa Kemal Atatürk'ün son günlerini burada geçirmiş olmasıdır. Atatürk, İstanbul'daki çalışmalarını yürüttüğü dönemlerde sarayı kullanmış ve ilerleyen hastalığı sırasında burada tedavi görmüştür.
Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'nın 71 numaralı odasında hayatını kaybetmiştir. Bu oda, günümüzde Atatürk'ün hatırasını yaşatan ve ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği bölümlerden biridir.
Atatürk'ün vefat ettiği odadaki saat, ölüm saati olan 09.05'i gösterecek şekilde durdurulmuştur. Saray, bu yönüyle yalnızca Osmanlı tarihinin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş döneminin de önemli hafıza mekânları arasında yer alır.
Dolmabahçe Sarayı Ziyarete Açık mı?
Dolmabahçe Sarayı, Milli Saraylar Başkanlığı yönetiminde müze-saray olarak ziyarete açıktır. Ziyaretçiler Selamlık, Harem ve belirlenmiş diğer müze bölümlerini ilgili bilet ve ziyaret düzenlemeleri çerçevesinde gezebilir.
Saray genel olarak pazartesi günleri ziyarete kapalıdır. Resmî tatillerde, özel günlerde ve bakım çalışmaları sırasında ziyaret koşulları değişebildiğinden güncel saatlerin ve bilet bilgilerinin Milli Saraylar Başkanlığının resmî internet sitesinden kontrol edilmesi önerilir.
Dolmabahçe Sarayı Yatla Görülebilir mi?
Dolmabahçe Sarayı, İstanbul Boğazı'nın Avrupa yakasında, Kabataş ile Beşiktaş arasında doğrudan deniz kıyısında bulunduğu için bu kesimden geçen yat turlarında rahatlıkla görülebilir. Saray, Boğaz'ın güney bölümünden kuzeye doğru ilerleyen güzergâhlarda önemli tarihî yapılardan biridir.
Denizden bakıldığında sarayın kıyı boyunca uzanan cephesi, simetrik pencere düzeni, mermer süslemeleri ve anıtsal kapıları birlikte görülebilir. Karadan ziyaret sırasında daha çok bahçe ve giriş cepheleri öne çıkarken, denizden bakış sarayın Boğaz ile kurduğu mimari ilişkiyi anlamayı kolaylaştırır.
Dolmabahçe Sarayı, Kabataş ve Beşiktaş kıyılarını kapsayan İstanbul yat kiralama güzergâhlarında denizden görülebilen başlıca tarihî yapılardandır. Sarayın önünden geçmek, müze ziyareti veya sarayın özel iskelelerine yanaşma imkânı anlamına gelmez.