Beylerbeyi Sarayı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde, Boğaz'ın Anadolu yakasında bulunan tarihî bir Osmanlı sarayıdır. Sultan Abdülaziz tarafından 1863-1865 yılları arasında yaptırılan saray, padişahların yazlık konutu ve yabancı devlet konuklarının ağırlandığı bir devlet misafirhanesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze-saray olarak ziyarete açıktır.
Boğaziçi Köprüsü'nün Anadolu yakasındaki ayağının güneyinde yer alan saray, açık renkli taş cephesi, denize açılan kapıları ve kıyıdan yükselen set bahçeleriyle dikkat çeker. Dolmabahçe Sarayı'na kıyasla daha küçük ölçekte tasarlanan yapı, denizle doğrudan bağlantılı yerleşim düzeniyle öne çıkar.
Beylerbeyi Sarayı Tarihi
Beylerbeyi Sarayı'nın bulunduğu bölge, Bizans döneminden itibaren farklı yerleşimlere ve yapılara ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı döneminde padişahların ilgi gösterdiği bu kıyıda çeşitli köşkler ve bahçeler oluşturulmuştur.
Sultan II. Mahmud döneminde burada ahşap bir saray yaptırılmış, ancak yapı daha sonra çıkan yangında zarar görmüştür. Bunun üzerine Sultan Abdülaziz, eski sarayın yerine daha sağlam ve dönemin mimari anlayışına uygun yeni bir saray inşa ettirmiştir.
1863 yılında başlayan inşaat 1865 yılında tamamlanmıştır. Beylerbeyi Sarayı, Dolmabahçe ve Çırağan saraylarından farklı olarak sürekli kullanılan bir yönetim merkezi değil, özellikle yaz aylarında tercih edilen bir konut ve önemli yabancı misafirlerin ağırlandığı bir saray olarak tasarlanmıştır.
Sarayın en dikkat çekici konukları arasında 1869 yılında İstanbul'u ziyaret eden Fransa İmparatoriçesi Eugénie bulunur. Aynı yıl Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, sonraki yıllarda Karadağ Prensi Nikola ve Alman İmparatoru II. Wilhelm de burada ağırlanan önemli isimler arasında yer almıştır.
Beylerbeyi Sarayı'nın tarihinde önemli bir başka dönem, Sultan II. Abdülhamid'in son yıllarıdır. 1909 yılında tahttan indirilen II. Abdülhamid, önce Selanik'teki Alatini Köşkü'nde tutulmuş, 1912 yılında İstanbul'a getirilerek Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirilmiştir. Eski padişah, hayatının son altı yılını burada geçirmiş ve 10 Şubat 1918 tarihinde sarayda vefat etmiştir.
Cumhuriyet döneminde koruma altına alınan Beylerbeyi Sarayı, tarihî eşyaları, salonları ve bahçeleriyle günümüze ulaşmıştır. Günümüzde Osmanlı'nın 19. yüzyıldaki saray yaşamını ve diplomatik ağırlama geleneğini yansıtan önemli müze-saraylardan biridir.
Beylerbeyi Sarayı Mimari Özellikleri
Beylerbeyi Sarayı'nın mimarisinde Batı etkisindeki cephe düzeni ile geleneksel Osmanlı konut planı bir araya getirilmiştir. Sarayın tasarımında Balyan ailesinin önemli temsilcilerinden Sarkis Balyan'ın çalışmaları öne çıkar.
Bodrumla birlikte üç katlı olan ana yapıda 24 oda ve 6 salon bulunmaktadır. Saray, devlet işlerinin ve resmî kabullerin gerçekleştirildiği Mabeyn ile hanedan üyelerinin özel yaşamına ayrılan Harem bölümlerinden oluşur.
Denize bakan cephede düzenli pencere sıraları, sütunlar, taş süslemeler ve anıtsal kapılar dikkat çeker. İç mekânlarda ise Hereke halıları, Baccarat kristal avizeleri, porselen vazolar ve dönemin seçkin mobilyaları kullanılmıştır. Özellikle tavan süslemeleri ve salonların dekorasyonu, Sultan Abdülaziz döneminin sanat anlayışını yansıtır.
Sarayın ayırt edici özelliklerinden biri de deniz köşkleri ve setler halinde yükselen bahçeleridir. Biri Mabeyn, diğeri Harem tarafında bulunan iki deniz köşkü, kıyıdaki bahçe düzeninin önemli parçalarıdır.
Yaklaşık 70 dönümlük bahçe alanında Sarı Köşk, Mermer Köşk ve Ahır Köşkü gibi farklı işlevlere sahip yapılar bulunur. Merdivenler ve rampalarla birbirine bağlanan set bahçeleri, Boğaz kıyısından yukarıya doğru yükselir. Bu düzen, sarayın yalnızca ana binadan ibaret olmadığını, geniş bir bahçe ve köşkler topluluğu olarak tasarlandığını gösterir.
Beylerbeyi Sarayı ve Sultan II. Abdülhamid
Beylerbeyi Sarayı'nın en çok merak edilen tarihî hikâyelerinden biri, Osmanlı Devleti'nin 34. padişahı Sultan II. Abdülhamid'in burada geçirdiği son yıllardır.
33 yıl boyunca Osmanlı tahtında kalan II. Abdülhamid, 1909 yılında tahttan indirildikten sonra Selanik'e gönderildi. Balkan Savaşları sırasında İstanbul'a getirilen eski padişah, 1912 yılından itibaren Beylerbeyi Sarayı'nda yaşamaya başladı.
II. Abdülhamid, burada devlet yönetiminden uzak ve gözetim altında bir hayat sürdürdü. 10 Şubat 1918'de Beylerbeyi Sarayı'nda hayatını kaybetti. Böylece saray, yalnızca yabancı hükümdarların ağırlandığı bir mekân değil, Osmanlı tarihinin önemli bir siyasi döneminin sona erişiyle de ilişkilendirilen bir yapı haline geldi.
Beylerbeyi Sarayı Ziyarete Açık mı?
Beylerbeyi Sarayı, Milli Saraylar Başkanlığı yönetiminde müze-saray olarak ziyarete açıktır. Ziyaretçiler ana binadaki Mabeyn ve Harem bölümlerini belirlenen ziyaret düzeni çerçevesinde gezebilir.
Ancak saray yerleşkesindeki bütün yapılar ziyarete açık değildir. Deniz Köşkleri, Sarı Köşk, Mermer Köşk, Ahır Köşkü ve üst set bahçelerinin bazı bölümleri ziyaret kapsamı dışında tutulmaktadır.
Ziyaret günleri, saatleri ve bilet uygulamaları dönemsel olarak değişebildiğinden güncel bilgilerin Milli Saraylar Başkanlığının resmî internet sitesinden kontrol edilmesi önerilir.
Beylerbeyi Sarayı Yatla Görülebilir mi?
Beylerbeyi Sarayı, İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Üsküdar'ın Beylerbeyi semtinde ve Boğaziçi Köprüsü'nün hemen güneyinde yer alır. Bu konumu sayesinde Beylerbeyi kıyısından geçen yat turlarında denizden rahatlıkla görülebilir.
Denizden bakıldığında sarayın geniş kıyı cephesi, düzenli pencere sıraları, taş süslemeleri, deniz kapıları ve kıyıdaki köşkleri birlikte fark edilebilir. Karadan yapılan ziyaretlerde daha çok iç mekânlar ve bahçeler öne çıkarken, denizden bakış sarayın Boğaz kıyısındaki bütüncül mimari düzenini görme imkânı sağlar.
Beylerbeyi Sarayı, Anadolu yakasında Beylerbeyi ve Çengelköy kıyılarını kapsayan İstanbul yat kiralama güzergâhlarında görülebilen önemli tarihî yapılardan biridir. Sarayın denizden görülmesi, müze alanına giriş veya özel iskelelerine yanaşma imkânı anlamına gelmez.